Yeni doğan bebeğin ilk bakımı

Yeni doğan bebek ilk 48 saat içinde sağlık personeli yada hekim tarafından değerlendirilmeli, ayrıntılı muayenesi yapılmalıdır. Erken dönemde ortaya çıkan yeni doğan sarılıkları ayrı bir önem taşır. Yine ilk 48 saat içinde bebeğin koyu renkli, şekilsiz, yapışkan nitelikli ille kakasını yapması beklenir. Anüsün (dışkı açıklığı) kontrol edilmelidir. Muayene öncesi ve sırasında annenin katkısı alınmalı, öykü alma yanısıra muayene sonuçları yönünden anne bilgilendirilmelidir. Ancak bu bilgilendirme , annenin gereksiz yere kaygılanmasına yol açmayacak biçimde yapılmalıdır. Bunun içinde gerekli iletişim teknikleri uygulanmalıdır.

Yeni doğan bebek ani uyaranlara (ses, ışık,temas gibi.) tepki verir, sıçrar, kollarını açar, ağlayabilir. Normal bir yenidoğan refleksidir. (moro refleksi ) Yine bir başka refleks, emme refleksi olup anne karnında iken de var olduğu gösterilmiştir.
Yenidoğan bebeğin cildi, gri-beyaz renkli, yapışkan bir madde ile kaplıdır. bebeğin hassas cildini korur, üşümeyi önler.

Isı düzenlemesi yeterli olmayan yenidoğanın vücut ısısı düştüğünde önce el-ayaklarda, giderek yüz ve tüm vücutta morarma olur. Hemen ısıtılmalıdır. Üşüme dışında kan şekeri düşüklüğü ya da bazı doğumsal hastalıklar da morarmaya neden olabilir.

Derinin kuruluk, soyulmalar, doğum tarihinin uzadığını, anne karnında beslenmenin yeterli olamadığını düşündürür. Yenidoğanın yüz ve gövdesinde toplu iğne başı şeklinde ortası beyaz, çevresi kırmızı döküntüler olabilir. İlk hafta içinde kaybolur. Yine yüzde, burun üstünde küçük sarı-beyaz döküntüler de normaldir. Yenidoğanın göbek kordonu kanama ve enfeksiyon yönünden kontrol edilmelidir. Göbek 5-10 günde kuruyarak düşer.

Göbek yarasından bir kaç gün kanlı ya da kansız sızıntı olabilir. Gerek göbek düşmeden önce, gerek düştükten sonra 1-2 gün kurumayı hızlandırmak ve enfeksiyonu önlemek için göbek yarasına her gün 1 kez antiseptik uygulanır. Göbeğin ıslanmaması için bağlanırken bezin üstünde kalmalıdır.

Genelde ilk banyo göbek düştükten bir gün sonra yapılır. Ancak sağlıklı bebeklerden, düşmeyi beklemeden de banyo yapılabilir. Bebek yıkanmaksızın ilk günler 37 C ısıtılmış su ile ıslatılmış yumuşak bezle silinerek de temizlenebilir. Pudra kullanılmamalıdır.

Yenidoğan bebeğin başı ilk günlerde kemiklerin üst üste binmesi nedeni ile küçük olabilir. Bazen bebek başının doğum kanalında sıkışmasına bağlı olarak cilt altında kanamalara bağlı şişlikler olabilir. Hiç bir şey yapmaksızın izlemeyi gerektirir. Gözlerde çapaklanma varsa, kaynatılmış ılıtılmış su ile ıslatılmış steril gazlı bez ile çok bastırmadan burun kökünden dışa doğru silinir.

Burun ve kulağın içine ucu pamuklu çubuklar sokarak temizleme gereği yoktur, sadece ucundan temizlenir.

Bebeklerde alt bakımı özenle yapılmalıdır. özellikle kız çocuklarda bu bölge önden arka doğru her gün hafifçe silinir, iyice durulanır ve kurulanır. Kız bebeklerde ilk günlerde anneden geçen hormonlar ile kanama olabilir, bir kaç günde kaybolur.

Erkek çocuklarda penis ucunda darlık olabilir. İleri dönemde darlığın ısrarla sürmesi idrar yolu enfeksiyonu riskini arttırır. Erken sünnet önerilir. Yine anneden geçen hormonlar ile gerek kız, gerek erkek yenidoğanda tek ya da iki taraflı memelerde şişkinlik olabilir, sıkınca süte benzer sıvı gelebilir. Kendiliğinden geçer, hiç bir şey yapılmaması uygundur.

Yenidoğanların çoğu, doğumdan hemen sonra idrar yaparlar. İlk 24 saat içinde hiç idrar yapmamış ise mutlaka değerlendirilmelidir. İlk günlerde idrar sayısı az olmakla birlikte sonraki günlerde günde 5-6 kez idrar yapan yenidoğanın anne sütü alması kesinlikle yeterlidir.

Bebekleri zengin etti

Gösteri dünyasında bir kez ün kazandıktan sonra deyim yerindeyse bütün kapılar ardına kadar açılıyor. Belli bir noktayı aştıktan sonra da yaptığınız her şey olay oluyor ve attığınız adımdan bile para kazanır hale geliyorsunuz. Bunun son örneği de özellikle bu yıl birbiri ardına bebek sahibi olan ünlüler. Dergilerin daha hamilelik haberleri duyulur duyulmaz peşlerinde koştuğu bu ünlüler dünyaya getirdikleri bebeklerinin fotoğraf haklarını milyon dolarlar karşılığında dergilere satıp servet kazanıyorlar. Bazıları kazandıkları parayı yardım kuruluşlarına bağışlıyor bazıları da kişisel hesaplarına ekliyor.

Bebeğim Neden Ağlıyor

Bebekler hiçbir neden olmadan boşu boşuna ağlamaz. Mutsuz olduklarında ya da bir şey gerçekten canlarını sıktığında size haber vermek ve yardımınızı almak için ağlar.

Bebekler ağlamaya başladı mı anne - babalar ne yapacaklarını şaşırır. Hele de o, ilk bebekleri ise daha çok panikler. Uzman Psikolog Sinem Olcay “Bebeğim neden ağlıyor” sorusunun yanıtını veriyor.
Yeni doğan bebeklerin çok ağlamasının bir sebebi var mıdır?

Bebekler sıkıntı veren her durumda teselli bulmak için yardım aramaya programlanmıştır. Bebeğinizin ağlaması, beyni henüz yeterince gelişmediği için tek başına başa çıkamadığı yoğun duygular ve korku veren bedensel hisler için yardım istemesi anlamına gelir. Bebekler hiçbir neden olmadan boşu boşuna ağlamaz. Mutsuz olduklarında, bir şey gerçekten canlarını sıktığında size haber vermek ve sizin yardımınızı almak için ağlar.

Tüm bebekler arasında doğduğunda en olgunlaşmamış durumda olan insan yavrusudur. Aslında bebeklerin gebelik süresini anne karnının dışında tamamladığını söyleyebiliriz. Freud’un insan yavrusu için “dünyaya tamamlanmamış olarak gelir” demesi doğrudur. Yeni doğmuş bir bebeği dışarıdaki bir cenin gibi düşünebiliriz. İşte bu nedenle yani doğduklarında yeterince olgunlaşmış olmadıkları için bebekler çok hassastır.
Bebeklerin ağlamasına en çok ne sebep olur?

Bebekler hem fiziksel hem de duygusal pek çok nedenden ötürü ağlayabilir. Bir bebek, yorgun ya da aç olduğu ya da başka bir dış etken yüzünden fazla uyarıldığı için ağlayabilir.
Annelerin ağlamanın ne anlama geldiğini anlama şansı var mıdır?

İlk başlarda ağlamanın ne anlama geldiğini çözmek zor olabilir ama zamanla ağlamaları çok daha doğru bir şekilde okumayı öğreneceksiniz. Örneğin; zamanla açlık ağlamasını yorgunluk ağlamasından ayırt etmeye başlayacaksınız. Bazen ise ağlamanın nedenini kesinlikle bilemeyeceksiniz. Ama bunun bir önemi yok. Önemli olan bebeğin paniğini ve acısını ciddiye almanız ve sakinleşmesi için ona yardımcı olmanızdır.
Bebekler en çok ne zaman ağlar?

Ağlama, bebek 3-6 haftalık olduğunda en yüksek seviyededir. Bebek, 12-16 haftalık olduğunda ise azalır. Bunun nedeni bu dönemde bebeklerin hareket kabiliyetinin yükselmesi, bir şeyleri tutup onlarla oyun oynayabilmeleri dolayısıyla artık daha az sıkılma ve engellenme yaşıyor olmasıdır. Daha büyük bebekler ve 3-4 yaşına kadar çocuklar, açlık, soğuk, yorgunluk, hastalık gibi sebepler yüzünden ağlamaya devam eder. Bunun yanında, ağlamaya neden olan yeni hisler eklenmiştir.

Ebeveynden ayrılma korkusunun yarattığı panik yüzünden ağlayabilir. Büyüdükçe hoşlandıkları ve hoşlanmadıkları şeyler; onları korkutan ya da huzursuz eden şeyler netleşir ve her biri bir ağlama nedeni olabilir. Konuşamayan bir çocuk için ağlama genelde “hayır” anlamına gelir. “Hayır bir başkasının kucağına gitmek istemiyorum”, “Hayır bu tulumu giydirmenden hoşlanmıyorum” gibi.
Bebek ağladığında ne yapmak gerekir?

Bebeklere her ağladığında müdahale etmek, sakinleşmeleri için yardımcı olmak gerekir. Ağlamasına uzun süre cevap verilmeyen bebekler aşırı duyarlı bir stres algılama sistemi geliştirebilirler.

Bebeğinizin kendi kendine sakinleşmesini beklemenizin hem beyin hem beden gelişimi bakımından olumsuz etkileri olabilir. Bir bebek, ağlamayla kaybettiği kontrolünü kendisi sağlayamaz, bunu sadece siz yapabilirsiniz. O nedenle bebeklerin her ağlamasına tutarlı şekilde cevap vermek gerekir.

Araştırma ve gözlemler göstermekte ki ağlamalarına cevap verilen bebekler ilerleyen zamanda daha az ağlayan, daha mutlu ve daha kolay sakinleştirilebilen çocuklar oluyor.

Emzirmek anneye de faydalı

Erzurum İl Sağlık Müdür Yardımcısı Dr. Esin Erdem, “Doğumdan hemen sonra bebeklerini emziren annelerde doğum sonrası kanama, idrar yolu enfeksiyonu ile göğüs ve yumurtalık kanseri görülme riski azalıyor” dedi…

Dr. Erdem, yaptığı açıklamada, anne sütünün bebek için çok faydalı olduğunu ve bebeğe doğumundan itibaren her ağladığında anne sütü verilmesi gerektiğini belirtti.

Bebeklerin doğumdan sonraki ilk yarım saat içinde emzirilmesi gerektiğini ifade eden Erdem, “Anne sütü içindeki vitamin ve mineraller aracılığıyla bebekleri enfeksiyonlardan korumaktadır” diye konuştu.

Emzirmenin, annelere de faydasının olduğunu dile getiren Erdem, şunları söyledi:

“Yakın geçmişte bazı nedenlerden dolayı anne sütü geri plana atılmıştı. Ancak dünya bu inanılmaz hatanın farkına erken varmış ve anne sütünün önemini yeniden kavramıştır. Ayrıca bebeklerin emzirilmesi anneler için de faydalıdır. Doğumdan hemen sonra bebeklerini emziren annelerde doğum sonrası kanama, idrar yolu enfeksiyonu ile göğüs ve yumurtalık kanseri görülme riski azalıyor.”

Annelerin bebekleri emzirmeden önce bazı unsurlara dikkat etmesi gerektiğini belirten Erdem, şöyle konuştu:

“İlk olarak, annelerin emzirmeden önce ellerini sabunla yıkaması gerekir. Bebek emzirmenin tek bir pozisyonu yoktur. Bebek, hem anne hem de bebek için en rahat pozisyonda emzirilebilir. Emzirme sırasında bebek burnundan rahat nefes alabilmelidir. Bebek rahat olmalıdır. Giysileri ve ortam ısısı uygun, altındaki bezi kuru ve temiz olan bebek daha kolay emer. Normal bir emzirme süresi 15-20 dakika olmalıdır.”

Bebeklere bazı durumlarda anne sütü verilmesinin uygun olmayacağını kaydeden Erdem, “Annede meme iltihabı oluşması, süte geçen ve bebeğe zararlı olabilecek ilaç kullanılması veya solunum yolu ile bulaşabilecek bir hastalığın olması durumunda bebeğe anne sütü yerine başka besin verilmesi gerekir” diye konuştu.

Bebekleri sütten kesmek için uygulanan yöntemler
Bebeklerin 6 aylık olmasının ardından anne sütünün yanı sıra yutmayı öğrenmeleri için ek gıdanın verilebileceğini dile getiren Erdem, şunları söyledi:

“Altı aylık olunca bebeğin yutmayı öğrenmesi yönünden ek katı gıdalara geçmesi gereklidir. Ancak anne sütüne de devam edilmelidir. Anne istiyorsa emzirme 2 yıla kadar uzatılabilir. Yeni doğum yapmış anne yorgundur ve sütü yoktur diyerek bebeği anne sütünden mahrum etmek ya da başka bir sıvı vermek yanlış bir davranıştır. Bebekler bir yaşına geldikten sonra anne sütü iyice azalır. Bebek yavaş yavaş sütten kesilebilir. Ancak, bebeği sütten kesmek için anne ile bebeği ayırmak ya da meme başına acı biber gibi şeyler sürmek son derece yanlıştır.

Çocuklarda işitme kaybı, sağırlık

Ülkemizde doğumsal işitme kayıpları yüzde 0,1-0,3 oranında görülüyor. Özellikle de akraba evlilikleri, çocuklarda orta ve ileri derecede işitme kaybı bulunan çocukların doğma riskini artırıyor…

nternational Hospital’dan Uzman Odyolog Sevtap Babayiğit, işitme kaybı olan çocukların tespit edilmesi amacıyla devletin yenidoğanlara “işitme tarama testi”nin yapılmasını zorunlu tuttuğunu söylüyor. İşitme cihazları ve özel işitsel eğitim ile özürlü doğan çocukları özürsüz hale getirmeyi amaçladıklarını belirten Babayiğit, “Aileler çocukları işitme kaybı ile doğdu diye üzülmesinler. İşitme taramaları ve erken teşhis ile çok şeyler başarılabiliyor” diye konuştu.

İşitme taraması günümüzde özel, üniversite ve devlet hastanelerinde her yenidoğan bebeğe zorunlu olarak yapılıyor. Tıpkı görme kusurlarında olduğu gibi işitme kaybının da dereceleri olduğunu belirten Sevtap Babayiğit, “Nasıl gözde görme kusuru varsa, işitmede de kayıpları birtakım tetkikler uygulayarak derecelendiriyoruz” dedi.

Acıbadem Bursa Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Levent Erişen ise, doğumsal olan işitme kayıplarının büyük bir bölümünün iç kulak tipi yani duysal ve sinirsel tip işitme kaybı olduğundan, ameliyat koklear implant ameliyatı hariç veya ilaçla tedavilerinin mümkün olmadığını söyledi.

İşitme kaybı bebek üç aylıkken saptanmalı
İşitme kaybının bebeklerde yaşamın ilk üç ayı içinde tanınması gerektiğini ve bebek altı aylıkken tedaviye başlanmasını öneren Prof. Dr. Erişen, şöyle konuştu: “İşitme kayıplarında tedavi işitme cihazı uygulamasının dışında, özel eğitim ve rehabilitasyon ile sağlanmalıdır. Bazı çocuklarda koklear implant biyonik kulak da uygulanabilir. Ancak sadece işitme cihazı veya koklear implant tedavi için yeterli olmamakta, bunların uygulamasından sonra mutlaka rehabilitasyon da yapılması gerekmektedir.”

Çocuğun işitme kaybı derecesine göre işitme cihazlarının fayda oranının değiştiğini belirten Prof. Dr. Erişen, işitme cihazı veya koklear implant uygulamasındaki amacın, çocuğun yüzde 100 duymasından çok, konuşma ve mental gelişimini sağlayacak kadar sesleri duyabilmesini sağlamak olduğuna değindi. Çünkü işitmeyen ve sesleri tanımayan çocuk konuşamazken, bu cihazlar dış ortamdan gelen sesleri yükselterek kulağa yönlendiriyor ve bu olumsuz gelişmeyi engelliyor. Böylece işitme kaybından dolayı çocuğun duyamayacağı şiddetteki sesler çocuğun duyabileceği seviyeye yükseltimiş oluyor.

Çocuk büyüdükçe cihazın değiştirilmesi gerekiyor
Çocuk büyüdükçe işitme cihazının değiştirilmesi gerekebiliyor. Ama bu sık sık gereksinim duyulan bir durum değil. Ancak bu cihazın bir defa takılıp, uzun süre kontrol yapılmayacağı anlamına gelmiyor. İşitme cihazı sık sık değiştirilmese de cihaz kullanan çocuğun, belli aralıklarla kontrol edilerek izlenmesi gerekiyor. Cihazın kulağa oturan kalıbının sıklıkla değiştirilmesi önem taşıyor. İşitme cihazının etkin olabilmesi için bu kalıbın kulağa uygun olması ve çocuk büyüdükçe kulağına uygun olarak, kulak kalıbının da mutlaka değiştirilmesi öneriliyor. Cihaz takıldıktan sonra ve çocuk sesleri duyabilir hale getirildikten sonra mutlaka özel eğitim programları uygulanmasını gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Erişen, şöyle konuştu: “Bu programlar ile, konuşma ve dil gelişimini sağlayacak rehabilitasyonun yapılması lazım. İşitme kaybı olan çocuklarda amaç, konuşma gelişiminden önce işitmenin sağlanması ve çocuğun işitme ve konuşma engelli olmasının önlenmesidir. Bunun için de cihaz takıldıktan sonra tedavinin bittiği sanılmamalı, sonrasında eğitim ve rehabilitasyon mutlaka uygulanmalıdır.”

Hafif kayıp bile olumsuz etkiliyor
İşitme kaybı çok hafif, hafif, orta, ileri ve çok ileri derece olarak sınıflandırılıyor. İşitme kaybı, çocukların günlük hayatını olduğu kadar eğitim hayatını olumsuz etkiliyor. Çünkü çocuklarda çok hafif derecede bir kayıp bile öğrenmesini engelliyor. Akraba evliliği sonucunda oluşan işitme kaybının erken teşhisi açısından işitme taraması büyük önem taşıyor. Erken teşhisle işitme kaybında çok şey yapılabileceğini belirten Babayiğit şöyle konuştu: “Bu çocuklarda, uygun işitme aletine ve işitsel eğitime geçiliyor. Bir yıl sonra ve daha erken dönemde koklear implantasyon kulak içine yerleştirilen bir implant ile işitme sinirinin uyarılması uygulanıyor. Basit bir operasyonla implant yerleştiriliyor. Odyoloji uzmanı çocuğun duyduğu mekanik sesin, normal konuşma sesine dönüştürebilmesi amacıyla eğitilmesini sağlıyor. Eğitim zor ve uzun ama sonuçları yüz güldürücü oluyor.”

İki kulağa da cihaz takılıyor
Bera testi ile işitme kaybının seviyesi tesbit ediliyor. Çünkü her dereceye özel işitme aleti var. Çok ileri derecede işitme kaybına hafif kayıp için üretilmiş bir alet yetersiz kalabiliyor. Uygun işitme cihazı verilemediğinde zarar da doğabiliyor. Sevtap Babayiğit, her iki kulağa da işitme cihazı takılması gerektiğini belirterek, “Beyin hem sağdan hem soldan olmak üzere iki kanaldan da sesi analiz ediyor. Özellikle çocuklarda çift cihazı öneriyoruz. Bir yaş öncesinde bile işitme cihazına geçebiliyoruz. Çünkü işitme kaybı olan bir çocuğa, ne kadar erken cihaz takılırsa her geçen gün bir kazanç oluyor” diye konuştu.

Yeni işitme cihazları yumuşak ve doğal tonu yakaladı
Yeni cihazların doğal ve yumuşak tonu yakaladığını anlatan Babayiğit, cihaz takıldıktan sonra çocuklara konuşma eğitimi verilmesi gerektiğini söyledi. Çocuklar uzman odyoloğun verdiği bu eğitim sayesinde, konuşmalarındaki bozukluklardan ve harf hatalarından kurtulmaları sağlanıyor. İşitme cihazlarının ömür boyu kullanılması gerekiyor. Kulak arkası tipi cihazların boyutları küçülerek daha sevimli ve hafif hale geldi. Ses kalitesinin iyileşmesi sayesinde de hastalara önemli bir işitme konforu sağlandı. Çocuklar büyüdüklerinde kulak içi işitme cihazları takılabiliyor. Banyo yaparken, denize girerken ve uyurken cihazın çıkarılması gerekiyor. Cep telefonu kullanılmasının işitmeyi bozmadığını belirten Babayiğit, işitmenin bozulmaması amacıyla cihazın bu ayarlamayı otomatik olarak gerçekleştirdiğini söyledi.

Bebek emzirme yöntemleri

Memenizi baş parmak tepede ve dört parmak aşağıda J şeklinde tutarak destekleyin. Parmaklarınız areolanın gerisinde olmalıdır…

İlk günlerde yada göğüsler çok büyük ise tüm emzirme boyunca desteklemek gerekebilir. Meme ucunuza bir damla süt çıkarın ve meme ucunu kullanarak bebeğin dudaklarına, ağız kenarına dokunun böylece bebeğinizin ağzını genişçe açmasını sağlayın.
Bebeğinizi tüm vücudu size dönük olarak tutun.Bebeğiniz meme başı ile birlikte olabildiğince areolayı ağzının içine alacaktır.Bebek sadece meme ucunu almamalıdır.

Bebeğin dilinin alttan meme ucunu kavradığını ve dudaklarının dışarıya doğru kavradığını kontrol edin. Eğer alt çenenin yeterli açılmadığını fark ederseniz çeneye hafifçe bastırın ve açılmasını, alt dudağın da dışarıya dönmesini sağlayın.Bebeğin çenesi memeye değecektir.
Bebeğinizin ileri geri çene hareketlerini gözleyin ve arada yutma seslerini takip edin.Bebeğin burnu ve çenesi memeye değebilir.Emzirmek canınızı acıtmamalıdır. Eğer acı duyarsanız bebek büyük ihtimalle yanlış kavramıştır bebeği nazikçe memeden ayırın ve tekrar deneyin. Bebeğinizi memeden ayırırken küçük parmağınızı yavaşça ağzının kenarından içine sokun bebeğiniz parmağınızı emerken memeden ayırın.

BEBEĞİ MEMEDEN NASIL AYIRACAKSINIZ?
Emzirme bittikten sonra bebeğiniz eğer kendisi göğüsten ayrılmıyorsa göğüsten ayırmak için parmağınızla ağzının köşesi neden göğsünüze doğru bastırın. Eğer hala memeyi yakalamışken göğsünüzü çekerseniz göğüs ucunuz acıyabilir.

Emzirirken Bebeğimi Nasıl Tutmalıyım?
Bebeğinizi emzirmek için değişik şekillerde kucaklayabilirsiniz. Burada dikkat edeceğiniz durum bebeğin ağzı memeye yakın olmalı bebek memeye uzanmak için fazla çaba harcamamalı ve bütün vücudu aynı düzlemde ve size dönük olmalıdır. Bunlara dikkat ederseniz bebeğinizin memeyi tam ve doğru kavraması çok kolaylaşacaktır.Kolunuzu, dirseğinizi destek yapabilir ve kendinizin yada bebeğinizin yanlarına yastık yada minder koyabilirsiniz.

1. Kucaklama : Pek çok anne için rahattır ve en sık uygulanır. Kucakladığınız kol tarafındaki memeyi emer
2. Ters kucaklama : Prematüre yada kavramada güçlük çeken bebekler için uygundur. Emzirdiğiniz memenin tersi kolunuzla bebeği kavrayın diğer elinizle başa yada memeye destek olun
3. Koltuk Altı : İkizlerde, büyük göğüslü annelerde, düz-çökük meme başı yada kavrama güçlüğünde uygundur. Emzireceğiniz göğsün olduğu koltuk altına doğru bebeğinizi uzatın
4. Yatarak: Sezaryen doğum, problemli vajinal doğum sonrası yorgun anneye dinlenme ve emzirme sağlar.Bebeğin yüzü ve bedeni size dönük olmalıdır.